Modern film yapma tekniği, bizlere özellikle Japon ve diğer ülkelerin saçma ve konu olarak zayıf korku filmlerini bahşetti. Son yıllardaki korku filmlerine bakınca dehşet ve gerilim tarafından eksik kalan birçok yapım görebilirsiniz. Tabi aralarından iyi çıkan filmler de yok değil tabiki onları genelleme içine almıyoruz örnek verecek olursak; Testere serisi gibi 7 filmin hepsinde korkuyu ve gerilimi bize son seviyede anlatan serinin yeri ayrı tabiki.

Korku kelimesinin Kitap alanında bir efsane olan Stephen King akıcı tonuyla ve mükemmel anlatım tarzı ile her yaşa hitap etmese de çoğu kişinin okuması gereken bir yazar. Onun gibi korku türünde üstün bir yazar olmadığı için Hollywood’da boş duramıyor ve bu eserlerden ekmeğini güzelce bir şekilde çıkartıyor. Biz de boş duramadık ve bu eserleri listeledik.

8. Pet Sematary (1989)

Hayvan Mezarlığı, şaşırtıcı ve gerilimli bir korku klasiği. Bugünlerde Dreamcatcher ile bir kez daha sinema perdesinde boy gösteren Stephen King imgelemini iyi yansıtan filmde, Star Trek: The Next Generation’daki en karizmatik Deanna Troi olarak akılallara yerleşmiş Denise Crosby, Doktor Creed’in sevecen karısı Rachel’ı canlandırıyor. Hem de, tam anlamıyla ‘canlandırıyor’, çünkü filmin bir noktasında bu karakter de ‘canlanmaya’ ihtiyaç duyuyor.

7. 1408 (2007)

Bir yazarın hayal gücü bazen gerçekleri yaratmasına sebep olabilir ya da hayal gücü ile çıktığı yolculuk onu gerçek hayata paralel imgelerle karşılaştırabilir. Mike Enslin başarılı bir yazardır. Genelde yazdığı alan doğaüstü güçlerle ilgilidir. Üzerinde çalıştığı kitap için araştırma yaptığı sırada Doplhin Oteli’nin 1408 numaralı odasında gizemli olaylar yaşandığını anlar. 1408 önemli bir mittir. Çok geçmeden otel yöneticisinin tuhaf olaylara dahil olması ile beraber ürkütücü şeyler yaşanmaya başlar. 1408’in gizemi pek de huzur verici değildir. Stephen King’in kısa öyküsünden uyarlanmıştır.

6. It (1990)

Pennywise ismini verdikleri bu yaratıkla yüzleşmiş ve bir şekilde hayatta kalmış altı oğlan ve bir kız çocuğu kendilerine Şanslı Yedili ismini takmışlardır. On yıllar sonra Pennywise hortladığında, şimdi 40 yaşlarında olan ve ABD’nin değişik yerlerine dağılmış yaşayan yedili, tekrar bir araya gelir. Dehşetle yüzleşip onu yenebilmeleri için kendi geçmişleriyle de yüzleşmeleri gerekecektir.

Stephen King’in artık çok meşhur biriyken yazdığı, müthiş kortkucu romandan uyarlanan O aslında iki bölümlük bir TV filmi. Kitabın hayranları tarafından zaman zaman yerilse bile, yeni bir jenerasyonun bu esaslı King mitosuyla tanışmasına vesile olmasıyla da ayrıca değerli bir yapım.

5. The Mist (2007)

Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır.

Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür?

Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?

4. The Dead Zone (1983)

Johnny Smith bir araba kazası ile girdiği komadan tam beş yıl sonra çıkar. Uykuda olduğu dönemde dünya şüphesiz çok değişmiştir. Fakat kısa sürede kendisinde de bazı önemli değişiklikler olduğunu fark eder.

Smith bazı olayların ardından medyumluk özellikleri gösterdiğini fark eder. Bu yeni özelliğini bir cinayet davası için kullanmaya başlayınca da ürkütücü deneyimler yaşamaya başlar…

David Cronenberg ve Stephen King’in tek buluşması. Yönetmenin en çarpıcı işlerinden birisi olmama rağmen başarılı King uyarlamalarından kabul ediliyor. Walken’ın oyunculuğu ise bütün bu tartışmaların ötesinde kesinlikle izlenmeye değer.

3. Carrie (1976)

Carrie White baskıcı annesi yüzünden bir türlü kabuğunu kıramamış, kendi halinde, dış dünyaya uzak bir kızdır. Artık ergenliğin arifesindedir ve kadın olmuştur. Okulda yaşadığı oldukça travmatik bir olayın neticesinde gerçeküstü yeteneklerini birer birer keşfetmeye başlar. Öğretmenleri ve bazı arkadaşları onun durumuna üzülerek onu topluma kazandırma çabası içerisine girerler. Yakınlarda gerçekleşecek olan okul balosuna götürmek üzere bir oğlan onu davet eder. Ancak bu baloda ona hazırlanan korkunç bir şaka, herkes için ölümcül olacaktır.
Hitchcock’un mirasçılarından Brian De Palma’nın yönettiği Carrie, sinema tarihinin en iyi Stephen King uyarlamalarından biri olarak gösteriliyor.

2. Misery (1990)

Paul Sheldon kolay okunan popüler romanlar yazarıdır. Artık kariyerinde bir dönüm noktasında olduğunu düşünür, seri maceralarını yazdığı karakteri Misery Chastain’in öldürüp diziyi bitirir. Paul taşrada geçirdiği bir araba kazasından yaralı kurtulur.

Onu bulup evinde bakmaya başlayan Annie Wilkes, şans eseri Paul’un sadık okurlarından biridir ve kahramanı Misery Chastain’in de sıkı bir hayranıdır. Son kitabı okuyup Misery’nin ölümüyle şoke olan kadın öfkeye kapılır ve Paul’u ayağından feci şekilde yaralayarak onu yatağa hapseder. Hem bölge şerifi hem de menajeri umutsuzca Paul’ü ararken o, gardiyanı Annie’ye özel bir Misery macerası daha yazmak zorundadır.

Harry ile Sally Tanışınca yönetmeni Rob Reiner’ın bu müthiş başarılı Stephen King uyarlaması, o zamana dek gölgede kalmış aktris Kathy Bates’i şöhretle tanıştırmakla kalmamış, onu Oscar’la da buluşturmuştu.

1. The Shining (1980)

Stephen King’in aynı isimli romanından usta yönetmen Stanley Kubrick tarafından beyaz perdeye uyarlanan film; yazar Jack Torrance’ın, kış sezonunda kapalı olan Overlook Oteli’nin bakımını üstlenerek, ailesiyle birlikte otele taşınması sonrasında gelişen metafiziksel olayları konu alır. Jack’in doğaüstü sezgilere sahip olan küçük oğlu, zamanla otelin içerisinde yalnız olmadıklarını, geçmiş ve gelecekten gelen hayaletlerle birlikte yaşadıklarını görür ve ailesini buna inandırmaya çalışır. Aile bir kar fırtınası sebebiyle dağda konuşlanan bu otelde mahsur kaldığındaysa Jack doğaüstü varlıklar tarafından ele geçirilir ve yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar.

1 YORUM

  1. Özellikle Alacakaranlık 1 ve diğer alacakaranlık serileri ile takip ettiğim bir yazardır stephen king. Korku filmleri olarakta harika eserleri var. The Shining kitabı gayet akıcı bir kitaptı fakat korku filmi olarak nitelendirmeyi hayal edemeyeceğim bir kitap. Genellikle drama üzerine kurgulanmış

CEVAP VER